20 Kasım 2008 Perşembe

GDO'lu Ürünler Sağlığa Tehdittir


Genetiği
değiştirilmiş gıdalar sağlığımızı tehdit ediyor


Genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), tarım, tıp, gıda gibi birçok alanda kullanılmaktadır.
GDO’lu ürünlerin başında mısır, patates, soya, buğday, pamuk, domates, pirinç ve bazı balık türleri gelmektedir. GDO’lu ürünlerin alerjiye sebep olduğu, besin değerlerinde bozulmalar görüldüğü, potansiyel bir toksisiteye sahip oldukları, toprak ve su kirliliğine yol açtıkları, bitkilerin yaşadıkları çevredeki floranın bozulmasına, doğal türlerde genetik çeşitlilik kaybına, ekosistemdeki tür dağılımının ve dengesinin bozularak genetik kaynakları oluşturan yabani türlerin yok olmasına yol açabildiği anlaşılmıştır.

Bugün GDO’lu tohumlarla ekimin yaygın yapılması, yasası ve yönetmeliği çıkmış olan “Organik Tarımı” da tehdit etmektedir. Türkiye’de şu anda organik tarımı destekleme kanun ve yönetmeliği varken, halen biyogüvenlik kanunu yoktur. Bu sebeple GDO tespiti yapılamıyor! Bu
durumda, tohumun, toprağın, suyun temiz tutulabilmesi, GDO’lu yaygın ekimden dolayı risk altındadır. Bu şartlarda, gerçek manada organik tarımdan söz etmek ağırlığını kaybetmektedir.

Etkin bir biyogüvenlik kanunu ve biyogüven­ik kurulu bu anlamda bizim de ilk önceliğimiz olmalıdır. Kurullar Biyologlar, gıda mühendisleri, ziraat mühendislerinden oluşmalıdır.

Devletin etkin ve yaygın denetim ve izleme görevi birincildir. Bu noktada halen ülkemizde bu testlerin yapılamaması büyük bir risk teşkil etmektedir. Gerek tedarik zinciri, gerekse üretim süreçleri içinde düzenli ve yetkin bir (iç) denetim, atılması gereken ilk adım olarak görülmektedir. Devletin denetleyici rolü ancak bilgili ve ahlaklı üreticiler, seçme hakkı olan ve hakkını arayan tüketiciler ve daha da önemlisi konuya hakim, yetkin araştırmacıların varlığında amacına ulaşır. / Sezer Toprak (Biyologlar Birliği Gn. Bşk. Yrd.)

KAYNAK; TÜRKİYE/ BEHÇET FAKİHOGLU'NUN SERBEST KÜRSÜSÜ
Haberanaliz.net

Hücre İçine Yolculuğun Müthiş Videosu

http://aimediaserver.com/studiodaily/harvard/harvard.swf

19 Kasım 2008 Çarşamba

İnsan Kolu Uzunluğunda Böcek




Dünyanın en büyük böceği bulundu Böcek neredeyse insan kolu uzunluğunda... İngiliz bilim adamları, Endonezyalı bir köylü tarafından bulunan böceğin 56,6 cm olduğunu belirttiler. Neredeyse bir insan kolu uzunluğundaki böcek, daha önceki rekorun sahibi, Malezya’da bulunan ve “P. serratipes” adı verilen böcekten daha uzun. Sadece gövdesi 35,7 cm gelen böcek, bacakları olmadan, “P. kirbyi” adı verilen ve yine Borneo’da bulunan böceğin rekorunu da elinden aldı. Bacakları dalı andıran böceğin daha çok bambu filizinde yaşadığı, yumurtalarının ince kanatlara sahip olduğu, böylece bir ağaçtan diğerine kayabildiği belirtildi. Bir köylü tarafından bulunan böceğin yerel böcek bilimci Datuk Çan Çev Lun’a teslim edildiği ve araştırmaların ardından böceğe “phobaeticus chani” (Çan’ın süper çubuğu) adı verildiği açıklandı. Böylece “phobaeticus chani” yaşayan en büyük böcek olarak rekorlar kitabına resmen girdi.Böcek, Londra’daki Doğal Tarih Müzesi’nde görülebilecek.

kaynak:http://www.teknolojivetasarimsitesi.com

14 Kasım 2008 Cuma

Kuduz Nasıl Bir Hastalıktır?

BİDEB Olimpiyat Soruları

2007 yılı 15. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı
2005 yılı 13. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı
2004 yılı 12. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı
2003 yılı 11. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı
2002 yılı 10. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı
2001 yılı 9. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı
2000 yılı 8. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı
Biyoloji Örnek Soruları
kaynak:http://www.teknolojivetasarimsitesi.com

Neredeyse Yürüyecek!

ABD’li bir bilimadamı, yüzmekten ziyade sürünen bir balık keşfettiklerini ve bu balığın bilinmeyen bir balık familyasına dahil olabileceğini açıkladı.

Washington Üniversitesi’nden Profesör Ted Pietsch, Endonezya’nın Ambon Adaları açıklarında saptanan zebra deseni gibi çizgilere sahip balığın, yiyecek ararken mercan kayalıklarındaki yarıklarda yüzgeçlerini ayak gibi kullandığını belirtti.

“Anglerfish” türü balıkların akrabası olan bu balığın yapısını öğrenmek
için DNA incelemesi yapılacağını söyleyen Pietsch, balığın muhtemelen şu ana
kadar gözden kaçtığını kaydetti

http://gazeteturk.com/




Sağlığınız İçin Yaratılmış Bakteriler Olduğunu Biliyor musunuz?

Vücudunuz için gerekli olan bazı vitaminlerin bakteriler sayesinde size yararlı hale geldiğini biliyor muydunuz?
İnsan vücudu için mutlaka gerekli olan vitaminlerden biri K vitaminidir. K vitamini kanın pıhtılaşmasında görev yapan, eksikliğinde insanı ölüme götürecek sonuçlar doğuran son derece önemli bir vitamindir. Ancak K vitamini doğada insan bedeninin ihtiyaç duyduğu şekilde bulunmaz. Vücudun bu vitamini kendi kullanabileceği hale getirmesi, yani bir anlamda "rafine" etmesi gereklidir. Ancak insan metabolizması böyle bir rafine işlemini gerçekleştiremez. Peki nasıl olup da insanlar K vitamini eksikliğinden dolayı yaşamlarını yitirmezler? Bu vitamini insanın kullanacağı hale getiren mekanizma nedir?
Sindirim sisteminde bulunan özel bakteriler, K vitaminini bir dizi işlemden geçirir ve insanın kullanabileceği hale getirirler. Bakteriler tarafından rafine edilmiş K vitamini kalın bağırsaktan emilerek kana karışır. Görüldüğü gibi bakteriler tam olmaları gereken yerde bulunmaktadır ve rafine işlemini yapacak yeteneğe sahiptir.
Peki bakteriler bu özelliği nasıl kazanmışlardır? Bu yeteneği onlara veren kimdir? Evrim teorisi savunucularına göre insan ve sahip olduğu tüm sistemler şuursuz ve cansız atomların zaman içinde tesadüfler sonucu biraraya gelmesiyle oluşmuştur. Ancak akıl ve vicdan sahibi her insanın takdir edeceği gibi, tesadüflerin bir bakteriyi ortaya çıkarıp, sonra bunu insanın sindirim sistemine yerleştirip bu bakteriye insanın faydası için neler yapacağını öğretmesi mümkün değildir.

http://www.populerbilgi.com

12 Ekim 2008 Pazar

Homeostasis

Homeostasis:Canlının vücudunda gerçekleşen her türlü değişikliğe karşı var olan dengenin korunmaya çalışılmasıdır.Hücrelerden gereksiz, fazla ve zararlı maddelerin uzaklaştırılarak iç çevrenin dengeli bir durumda kalmasına homeostasi denir.Bu sayede organizma sağlıklı bir biçimde yaşamını sürdürür.

Örn:1 Solunum sonucunda oluşan karbondioksitin vücut dışına atılması bir homeostasis olayıdır. Vücudun var olan dengesine ulaşmasını ve canlının yaşamını sürdürebilmesine olanak sağlar.

Örn:2 Beslenme sonucu alınan fazla glikoz kandaki şeker miktarını arttırır.Bu olay kandaki şeker dengesinin bozulması anlamına gelir.Peki vücudumuz bu konuda homeostasiyi sağlamak için ne yapar.İnsülin salgılayarak fazla olan şekerin hücrelerde depolanmasını sağlar.Böylece kan şeker miktarı normal seviyesine gelir,denge sağlanır.

Örn:3 Proteinin yıkımı sonucu oluşan amonyak zehirli bir maddedir.Homeostasis için vücuttan bu maddenin atılması gerekir.Amonyak çok zehirli olduğu için karaciğerde üreye dönüştürülür ve böbreklerden idrar yolu ile dışarı atılır,yine denge korunmuş,homeostasis sağlanmış olur.

3 Ekim 2008 Cuma

Kemiklerdeki Tasarım

BİYOMİMETİK ve MİMARİ:

Kemiklere Dayanıklılık Kazandıran Yapı


Mimari tasarımlar yapılırken doğadaki örneklerden yararlanmak günümüzde son derece yaygın olan bir yöntemdir. Çünkü doğadaki tasarımlar her yönden kusursuzdur. Enerji tasarrufu, estetik, kusursuz işlevsellik, sağlamlık gibi mimari bir tasarımda olması gereken bütün özellikler doğadaki örneklerinde eksiksiz olarak mevcuttur. Her ne kadar insanların karşısında örnek almaları için çok üstün sistemler bulunsa da bunların taklitleri
hiçbir zaman asılları kadar iyi ve pratik olamamaktadır.

Doğada var olan tasarımın taklit edilebilmesi ve mimari yapılarda uygulanabilir hale gelmesi için yüksek derecede mühendislik bilgisi gerekmektedir. Oysa doğadaki canlılar ne yapı statiği, ne de mimari tasarım bilgisine sahiptir. Böyle bir eğitim alma imkanları da yoktur.

Bir mühendislik harikası olarak kabul edilen Eiffel Kulesi'nin tasarımına neden olan olay, kulenin inşaasından 40 yıl öncesine dayanır. Bu olay, o yıllarda İsviçre'nin Zürih şehrinde "uyluk kemiğinin anatomik yapısı"nı ortaya çıkarmayı amaçlayan çalışmadır.

1850'li yılların başında, anatomist Hermann Von Meyer, uyluk kemiğini kalça eklemine bağlayan parçayı inceliyordu. Uyluk kemiğinin leğen kemiğine oturduğu yer kendi ekseni dışındaki bir kıvrım üzerinde bulunmaktaydı. Von Meyer, dikey konumdayken 1 ton ağırlığı kaldırabilecek bir kapasiteye sahip uyluk kemiğinin içinin tek parça halinde değil, birbiri içine geçmiş kafes
şeklindeki minik çubuklardan (trabeculae) oluştuğunu gördü.

1866 yılında İsviçreli mühendis Karl Cullman, Von Meyer'in laboratuvarını ziyaret etti. Anatomist Meyer, Cullman'a incelediği kemiğin bir bölümünü gösterdi. Cullman kemiğin, üzerinde oluşacak yük ve basınç etkisini azaltacak bir tasarıma sahip olduğunu fark etti. Bu tasarım kemiğin içindeki uzantıların, insan ayakta durduğunda kemiklere etki eden kuvvet hatları boyunca düzenlenmiş olmasıydı. Bir mühendis olan Cullman aynı özelliğin bir
dizi çivi ve destek sistemi ile sağlanabileceğini düşündü. Daha sonra Eiffel Kulesi'nin inşası sırasında bu düşüncelerini uygulama fırsatı buldu.

Eiffel Kulesi de uyluk kemiğindeki gibi, demir kıvrımları, metal çivi ve desteklerden oluşan karışık bir kafes örgü ile inşa edilmiştir. Bu örgü sayesinde kule, rüzgarın eğme ve makaslama kuvvetleri ile oluşan basınca rahatlıkla dayanabilmektedir.


http://www. fonz. org/zoogoer/zg1999/28(4)biomimetics.htm
http://www.popülerbilgi.com/





Kemiklerdeki kafes yapı bugün inşaat alanında
kullanılan temel tekniklerden biri haline gelmiştir. Bu tekniğin
kullanıldığı yapılarda hem malzeme tasarrufu sağlanmakta hem de yapının
iskeleti kemikteki gibi sağlamlık ve esneklik kazanmaktadır.


Birçok mimar ve inşaat mühendisi çatı tasarımı
yaparken kemiğin iç yapısından faydalanmıştır. Kafes yapı, kemiğin
kaldırabildiği yük kapasitesini artırır ve büyük bir sağlamlık
kazandırır. Kemiktekine benzer iğli yapılar sayesinde büyük alanları
kaplayabilen sağlam çatılar yapılabilmektedir.





Eiffel Kulesi, uyluk kemiğinin
başındaki yapıya benzer şekilde inşa edilmiştir. Bu tasarım sayesinde
kule hem sarsılmaz bir özellik kazanmış hem de havalandırma problemini
ortadan kaldırmıştır.



paramesyum video görüntüsü

paramesyum resimleri
http://images.google.com.tr/images?ndsp=20&um=1&hl=tr&rls=GGLR,GGLR:2006-31,GGLR:en&q=paramecium&start=0&sa=N

paramesyum video görüntüsü
http://ktunnel.com/index.php/1010110A/92ffa4dd2cf8e6bc5e579887e2fbc34efe369d34e2740149eec0465da09e7d170f6a02fcf479c7a116656