30 Nisan 2007 Pazartesi

Yavrularına Su Taşıyan Çöl Tavukları?

Doğada, tüm canlıların sahip oldukları fiziksel özellikler, yaşadıkları ortamla son derece uyumludur. Bunun bir örneği de çöl tavuklarıdır. Çöl tavuklarının belli bir yerleşim yerleri yoktur. Yumurtlama zamanı yaklaştığında kumun sığ bir yerine çoğunlukla 3 yumurta bırakırlar. Yavrular yumurtadan çıkar çıkmaz, yuvadan ayrılırlar ve kendileri için yiyecek olarak tohum toplamaya başlarlar.
Yiyeceklerini kendi başlarına bulabilirler ancakkuçamadıkları için su ihtiyaçlarını gideremezler. Dolayısıyla su,onlara getirilmelidir ve bu görevi erkek üstlenir.

Bazı kuş türlerinde yetişkinler yavrularına suyu kursaklarında taşıyarak getirirler; fakat erkek çöl tavuğu suyu çok uzak bir mesafeden getirmek zorundadır ve bu nedenle kursağında taşıyabileceği suyun tamamına, yaptığı uzun yolculuk sırasında kendisinin ihtiyacı vardır. Aksi takdirde yaşamını sürdüremez. Ancak su taşımak için eşsiz bir fiziksel özelliğe sahiptir. Kuşun
göğsündeki ve alt kısmındaki tüyler, iç yüzeyde ince bir lif katmanıyla kaplıdır.

Bir su birikintisine ulaşan kuş, altını kuma ve toza sürter, böylece tüylerini temizlediği sırada kalmış olabilecek suyu tutmayı engelleyici yağlardan kurtulmuş olur. Sonra suyun kenarına gider. Önce kendi susuzluğunu giderir. Sonra suyun içine girer, kanat ve kuyruğunu havaya kaldırarak vücudunu ileri geri hareket ettirir; böylece tüm tüyleri tamamen ıslanmış olur. Tüylerin üstündeki ince lif katmanı bir sünger gibi suyu çeker.
Tüyleriyle vücudu arasında taşıdığı sıvı yük, buharlaşmaya karşı sıkı koruma altındadır. Fakat yine de 20 milden fazla uçması gerektiği takdirde, taşıdığı suyun bir kısmı buharlaşır. Kuş nihayet kumda tohum arayan yavrularının yanına ulaştığında, yavrular ona doğru koşarlar. Baba çöl tavuğu vücudunu yukarı kaldırdığında, yavrular da sanki süt emen memeliler gibi suyu babalarının vücudundan içerler. Yavruları tüm suyu emdikten sonra kuş tekrar kumun üzerine
sürtünerek kendini kurutur. Erkek kuş bu işi yavruların ilk tüy dökme dönemi tamamlanana ve kendi sularını kendileri temin edene kadar en az iki ay daha her gün sürdürür.


Kaynak:Populer Bilgi

Biyolojiye Giriş-Bilimsel Metod

BİYOLOJİ:Canlıları inceleyen bilim dalıdır.Birçok alt bilim dalına sahiptir.Bunlar:
ZOOLOJİ:Hayvanları inceleyen bilim dalıdır.
BOTANİK:Bitkileri inceleyen bilim dalıdır.
GENETİK:Canlıların genetik özelliklerini ve bu genetik özelliklerin döller boyunca nasıl aktarıldığını inceleyen bilim dalıdır.
MORFOLOJİ:Canlıların dış görünüşünü inceleyen bilim dalıdır.
EKOLOJİ:Canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle yapmış oldukları ilişkileri inceleyen bilim dalıdır.
ANATOMİ:Canlının iç ve dış yapısını inceleyen bilim dalıdır.
SİTOLOJİ:Hücreleri inceleyen bilim dalıdır.
HİSTOLOJİ:Dokuları inceleyen bilim dalıdır.
BİYOKİMYA:Canlının kimyasal yapısını inceleyen bilim dalıdır.Örn:kan,hormon vs.
EVRİM:Canlıların milyonlarca yıl boyunca geçirmiş oldukları değişiklikleri inceleyen bilim dalıdır.
FİZYOLOJİ:Doku ve organların görevlerini,sistemlerin çalışma şekillerini,organların birbirleriyle olan etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır.
MOLEKÜLER BİYOLOJİ:Canlıları moleküler düzeyde inceleyen bilim dalıdır.
VİROLOJİ:Virüsleri inceleyen bilim dalıdır.
ORNİTOLOJİ:Kuşları inceleyen bilim dalıdır.
ENTOMOLOJİ:Böcekleri inceleyen bilim dalıdır.
LİMNOLOJİ:Tatlı su canlılarını inceleyen bilim dalıdır.
İHTİYOLOJİ:Balıkları inceleyen bilim dalıdır.

BİLİMSEL METOD

Bilim adamı araştırmalarında şu sırayı takip eder:
  • Problem Tesbiti
  • Gözlem ve deney yaparak problemle ilgili verileri toplar.
Nitel Gözlem:Duyu organlarıyla yapılan gözlemlerdir."Sonbaharda yapraklar sararır."
Nicel Gözlem:Duyu organları ve ölçü aletleriyle yapılan gözlemlerdir."Su 100C'de kaynar."
  • Verilere dayanarak hipotez kurulur.
Hipotez problemin geçici çözüm yoludur.
  • Hipoteze dayalı,tahminlerde bulunulur. "Eğer.......ise.........dır." Şeklindeki kalıp cümlelerdir.
  • Kontrollü deneylerle hipotez sınanır.
Her denemede bir faktör değiştirilerek yapılan deneylerdir.Deneye etki eden faktörleri belirlediği için sonuçları kesindir.
  • Sonuç:
-Kontrollü deneyler sonucunda gözlem ve deney sonuçları hipoteze uymuyorsa hipotez terk edilir ve bundan sonra yapılacak ilk iş yeni bir hipotez kurmaktır.
-Kontrollü deneyler sonunda hipotez doğrulanırsa gerçek olarak kabul edilir.
Gerçek:Herkes tarafından kabul edilen bilgilere denir.Gerçek benzer olayların tümü için genellenebiliyorsa kanun olur.
-Kontrollü deneyler sonunda hipotez kanıtlanmaz ama yeni gerçekle desteklenirse teori durumuna geçer.Örn:"Evrim Teorisi"


BİLİM ADAMININ ÖZELLİKLERİ
  • Yeterli bilgiye sahip olmalı
  • Meraklı,sabırlı ve kuşkucu olmalı
  • Eleştiriye açık ve aynı zamanda eleştiricide olmalı
  • Ön yargıdan uzak,tarafsız ve evrensel olmalı
  • Yorumlayıcı,gözlemleyici ve seçici olmalı
  • Var olan otoriteyi reddedebilmeli

İYİ BİR HİPOTEZİN ÖZELLİKLERİ
  • Eldeki tüm verileri kapsamalı
  • Deney ve gözlemlere açık olmalı
  • Yeni tahminlere yol açabilmeli
  • Probleme çözüm önermeli
  • Açık ve anlaşılır olmalı

Deve Kuşlarının İlginç Kuluçka Sistemleri

Deve kuşlarının ilginç bir kuluçka sistemleri vardır. Sürü halinde yaşayan deve kuşlarından yarım düzine kadarı, yumurtalarını ortak bir yuvaya bırakır. Hiçbir özelliği olmayan sadece sığ bir çukur olan bu yuvada her biri 1.5 kg. gelen 40 kadar yumurta bulunur. Yumurtaların tümünü koruma görevi tek bir dişi deve kuşuna aittir. Kuluçkaya yatan dişiye bir erkek kuş yardım eder. Ancak dişi kuş sadece 20 kadar yumurtanın üzerinde yatabilir. Bu nedenle fazla yumurtaları yuvanın dışına iter. Yapılan incelemeler sonucunda deve kuşlarının bu itme işlemini rastgele yapmadıkları bulunmuştur. Deve kuşu kendi yumurtalarını kuluçkaya yatacağı yumurtaların arasına alırken, başka dişilere ait olan yumurtaları ise dışarıya atmaktadır. Bu ayrımı deve kuşunun nasıl yaptığını bulabilmek için bilim adamları yumurtalara numaralar vermişlerdir. Yumurtaların yerini değiştirerek, eski ve yeni yumurtalar karıştırılarak yapılan tüm deneylerde sonucun değişmediği görülmüştür. Bilim adamlarının vardıkları sonuç deve kuşlarının yumurtalarını, yüzeylerindeki deliklerin dağılımı sayesinde tanıdıkları olmuştur. Bütün yumurtaların kabuklarında, civcivin nefes almasına imkan veren minik "hava delikleri" vardır. Bu deliklerin kabuk üzerindeki yerleri her yumurtada biraz farklıdır. İşte bu delikler sayesinde deve kuşlarının yumurtalar arasında ayrım yapabildiği düşünülmektedir.


Marian Stamp Dawkins, Through Our Eyes Only?/The Search For Animal Consciousness, s. 38-39
kaynak:popülerbilgi.com

29 Nisan 2007 Pazar

Populasyonlar ve Ekosistem

Ekoloji ile ilgili kavramlar:
EKOLOJİ:Canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır.
TÜR:Aynı kökenden gelen,çiftleştiklerinde verimli döller verebilen canlılara tür denir.
POPULASYON:Belli sınırlar içinde yaşayan,aynı tür canlıların oluşturduğu topluluğa denir.
KOMÜNİTE:Belirli bir bölgede,farklı populasyonların bir araya gelerek oluşturdukları,uyumlu birlikteliklerdir.
EKOSİSTEM:Canlılar,cansız çevreleriyle birlikte ekosistemi oluşturur.
BİYOSFER:Yeryüzündeki canlıların yaşama koşullarına uygunluk gösteren her yer biyosferi tanımlar.Okyanusun derinliklerinden 10bin metre yüksekliğe kadar olan alan biyosfer katmanıdır.
HABİTAT:Canlıların yaşamına uygunluk gösteren alanlardır.Canlının yaşadığı adrestir.Örn:Ankara keçisi,Ankara'da yaşar.

NİŞ:Canlıların yaptığı iştir.Canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için yaptıkları tüm faaliyetlerdir.
BİYOTOP:Canlıların yaşamlarına uygun çevre koşullarına sahip bölgelerdir.
FLORA:Bitkilerin yaşamlarını sürdürebildiği alanlardır.
FAUNA:Hayvanların yaşamlarını sürdürebildiği alanlardır.
BASKIN TÜR:Bir yaşama birliğinde yer alan en belirgin türdür.
SÜKSESYON:Çevresel faktörlerin etkisiyle,baskın türün yerini başka bir baskın türün almasıdır.
EKOTON:İki yaşama birliğinin kesişme bölgesidir.Bu bölgede canlıların çeşitliliği çok fazladır.
MİKROKLİMA:Bazı bölgelerde sıcaklık,ışık,yağış gibi faktörlerin etkisiyle farklı iklim özelliklerin ortaya çıkmasıdır.
POPULASYON:Belli sınırlar içinde yaşayan,aynı tür canlıların oluşturduğu topluluktur.Örn:
-Bir göldeki alabalıklar
-Ormandaki çam ağaçları-Mağaradaki yarasalar
Malthus Hipotezi:Populasyonların düzenlenmesinde dış faktörlerin etkili olduğunu savunur.Bu dış faktörler:
-Besin kıtlığı
-Doğal afetler
-Bireyler arasında oluşacak savaşlar
-Göçler
-Çevre faktörleri
Wayn Edward Hipotezi:Bu hipotez ise populasyonların düzenlenmesinde iç faktörlerin etkili olduğunu savunuyor.Bu iç faktörler:
-Doğum kontrolü
-Sosyal davranışlar
-İç güdüye dayalı davranışlar

POPULASYONLARIN ÖZELLİKLERİ
Populasyonun Yoğunluğu:
Birim alanda yer alan birey sayısı populasyonun yoğunluğunu belirler.
Taşıma Kapasitesi:
Bir populasyonun birey sayısının maksimuma ulaşmasıdır.
Populasyonun Büyüklüğü:
Populasyondaki birey sayısını ifade eder.

Doğum Oranı > Ölüm Oranı ve İçe Göçler > Dışa Göçler ise populasyon
büyümektedir.
Doğum Oranı=Ölüm Oranı ve İçe Göçler=Dışa Göçler isepopulasyon dengededir.
Doğum Oranı < Ölüm Oranı ve İçe Göçler < color="#ffffff">POPULASYONLARIN GELİŞİM EĞRİSİ:

Birey sayısı a b c d e Zaman Populasyonların gelişim eğrisi beş evreden oluşmaktadır:
a- Kuruluş evresi
b-Pozitif artış evresi:
-çevre direnci minimum
-doğum>ölüm
-içe göç>dışa göç
-genç birey>yaşlı birey
c-Negatif artış evresi
-çevre direnci maksimum
d-Denge evresi
-doğum=ölüm
-içe göç=dışa göç
-genç birey sayısı=yaşlı birey sayısı
e-Gerileme evresi
-Bu evrede birey sayısındaki azalma ölümün,hastalıkların,besin kıtlığının,çevre direncinin,dışa göçlerin artmasından kaynaklanır.

AV-AVCI İLİŞKİSİ
Birey Sayısı
Av
Avcı
Zaman
Populasyonların zamanla sayıca artma ve azalma durumlarına dalgalanma denir.
Av avcı ilişkisinde,avcı sayısı azaldıkça av sayısı artmaktadır.Av sayısında meydana gelen artış zamanla avcı sayısının artmasına neden olur.


Sindirim Sistemi

SİNDİRİM:Büyük ve kompleks yapılı organik besinlerin kendilerini oluşturan monomerlere parçalanması ve hücre zarından geçebilecek hale getirilerek hücreye alınması olayına sindirim denir
Fiziksel sindirim,besinlerin dişler ve özel kaslar yardımıyla küçük parçalara ayrılmasını sağlar.Kimyasal sindirim,besinlerin enzimler yardımıyla yapıtaşlarına ayrılmasını sağlar.


-Hücre İçi Sindirim:Hücre içine alınan besinlerin sitoplazmadaki besin kofulu içinde sindirilmesi olayıdır.Bu sindirim şekli genellikle hücrelerinde lizozom organeli bulunan canlılarda gerçekleştirilir.
-Hücre Dışı Sindirim:Hücre dışında bulunan besinlerin üzerine sindirim enzimleri boşaltılarak besinlerin sindirimi sağlanır. Sindirilmiş besinlerin hücre içerisine alınması ile gerçekleştirilir.Genellikle çürükçül canlılarda,böcekçil bitkilerde gözlenir.


TEK HÜCRELİ CANLILARDA SİNDİRİM
Küçük moleküller hücre zarından difüzyonla alınırken,büyük moleküllü yapılar fagositoz ve pinositoz ile hücre içerisine alınır.Hücre içerisinde lizozom organeli ile besin kofulu oluşturularak hücre içi sindirim gerçekleştirilmiş olur.Amip,Öglena,Paramesyum gibi canlılarda bu şekilde gerçekleşir.
Saprofit bakterilerde ve mantarlarda hücre dışı sindirim görülür.

BİTKİLERDE SİNDİRİM
Bitkilerde özelleşmiş bir sindirim sistemi bulunmaz.Gerekli olan besinler ya hemen üretilir veya depo edilmiş besinler hücre içinde sindirilir.Ancak böcekçil bitkilerde hücre dışı sindirim görülür.Azotça fakir topraklarda yaşayan bu bitkiler ihtiyaçları olan azotu böceklerden sağlarlar.

OMURGASIZ HAYVANLARDA SİNDİRİM
-Süngerlerde:Porlardan ve oskulum adı verilen açıklıklardan su ile giren besinler hücrelere fagositoz ve pinositoz ile alınır ve hücre içi sindirime uğrar.

-Sölenterelerde:Tüp şeklinde,ağız ve anüs görevini yapan tek bir açıklığa sahip bir sindirim boşluğu bulunur.Bu canlılarda hücre içi,hücre dışı sindirim gözlenir.

-Yassı Solucanlarda:Planarya ve tenya bu canlılar sınıfında yer alır.Tek açıklığa sahiptirler.Planarya hücre içi ve hücre dışı sindirimi gerçekleştirirken,Tenya iç parazit canlı olduğundan sindirim sistemi gelişmemiştir.Bu nedenle sindirilmiş besinlerle beslenir.

-Yuvarlak Solucanlarda:İlk kez bu canlılarda ağız ve anüs olmak üzere iki açıklık özelleşmiştir.Sindirim kanalı vücudu boydan boya kat eder.

-Halkalı Solucanlarda:Sindirim sistemi ağız,yutak,yemek borusu,kursak,taşlık,düz bağırsak ve anüs adı verilen yapılardan oluşur.Kursakta besinler bir süre depolanır.Taşlıkta sindirime yardımcı küçük taşlar bulunur.Burada besinler öğütülür. Mekanik sindirim gerçekleşir.Daha sonra besinler düz bağırsağa geçerek enzimler ile kimyasal sindirime uğrar.

-Eklem Bacaklılarda:Sindirim kanalı ağız,yutak,yemek borusu,kursak,taşlık(katı mide),orta bağırsak,arka bağırsak ve anüsten oluşur. Tükrük bezleri ve sindirim enzimi salgılayan çekum sindirime yardımcı yapılardandır.

-Yumuşakçalarda Sindirim:Mürekkep balıklarında çiğneyici,parçalayıcı ağız,Salyangozlarda ise radüla denilen dişli dil ve midede kristal çubuk adı verilen yapılar bulunur.Mideden salgılan sindirim enzimleriyle besinler sindirilir.Buradan bağırsağa giden besinler emilime uğrar,artık maddeler ise anüsten dışarı atılır.Mekanik ve kimyasal sindirim gözlenir.

-Derisi Dikenlilerde:Sindirim kanalı ağız yutak mide bağırsak ve anüsten oluşur.Deniz kestanelerinin yutağında aristo feneri adı verilen çiğneyici dişler bulunur.Aristo feneri ağızdan çıkarak besinleri yakalar.Mekanik ve kimyasal sindirim gözlenir.

OMURGALILARDA SİNDİRİM SİSTEMİ
-Balıklarda:Ağız yemek borusu,mide bağırsak ve kloaktan oluşur.Karaciğer,pankreas salgılarını sindirim boşluğuna bırakır.Bağırsak yüzeyi çok geniştir.Bu bağırsağa valvalar bağırsak denir.

-Kuşlarda: Sindirim kanalı ağız(gaga),yutak,yemek borusu,kursak,(bezli) mide, (kaslı=taşlık)mide, bağırsak ve kloaktan oluşur.Karaciğer ve pankreas sindirime yardımcı organlardır.Sindirim artıkları,yumurta ve spermler kloaktan dışarı atılır.

-Memelilerde:Etçil ve bazı otçul memelilerin mideleri tek gözlü iken geviş getiren otçul memelilerin mideleri dört bölümden oluşur.Bu bölümler sırasıyla işkembe,börkenek,kırkbayır ve şirdendir.İşkembede bulunan simbiyotik bakterilerin salgıladığı selülaz enzimi ile besinlerin sindirimi başlar.Daha sonra börkeneğe ve buradan da ağız gönderilir.Ağızda besinler çiğnenir.Bu olay geviş getirmedir.besinler tekrar yutulur,kırkbayır ve şirdene gelir.Selülozun sindirimi devam eder.Şirdenden sonra besinlerin emilimi bağırsakta gerçekleşir.Artık maddeler anüs ile dışarı atılır.
Geviş getiren hayvanların bağırsakları geviş getirmeyen hayvanların bağırsaklarından daha kısadır.

İNSANDA SİNDİRİM SİSTEMİ

-Ağız-Yutak:İnsanda sindirim ağızda başlar.Ağızda sindirimi sağlayan organlar dişler,dil ve tükrük bezleridir.
Dişler,taç boyun ve kök olmak üzere üç kısımdan oluşur.Dişin en sert ve dayanıklı kısmına mine denir.Dişler besinleri tutmaya,koparmaya,parçalamaya ve öğütmeye yarar.
Dil,besinlerin ağız içerisinde dolaştırılmasında,yutağa gönderilmesinde ayrıca besinlerin tatlarının alınmasında ve konuşmada görev yapar.
Tükürük Bezi,dil çene ve kulak altında olmak üzere üç çift bulunur.Dil altı tükrük bezinden mukus salgılanır.Mukus içerisinde Na,Ca iyonları,su ve glikoprotein bulunur.Çene altı tükrük bezlerinden seröz salgılanır.Seröz besinlerin çözünmesini ve tatlarının alınmasını sağlar.Kulak altı tükrük bezleri ise pityalin(amilaz) enzimi salgılar.

-Yemek Borusu:Yutulan besinleri mideye iletilir.Besinlerin mideye aktarılması peristaltik hareketlerle sağlanır.Düz kaslardan oluşmuştur.

-Mide:Mide iç çeperinde mide özsuyu salgılayan bezler bulunur.Mide özsuyunda Hidroklorik asit (HCl) ve pepsinojen bulunur.HCl midede çok asitli bir ortam oluşturur.Bu ortamın,mideye zarar vermesini mukus engeller.Mide kaslarının hareketiyle besinler mekanik sindirime uğrarken,mide özsuyu ve enzimler ile de kimyasal sindirim gerçekleşir.


Pepsinojen(Pasif)+HCl----> Pepsin(Aktif)
Pepsin
Protein+H2O----------> Pepton(Polipeptit)
Lap(Renin)
Süt Proteinleri -----------> Kazein+H2O
Pepsin
Kazein+H2O----------> Polipeptit + Aminoasit

-İnce Bağırsak:Yaklaşık 7 ile 8 metre uzunluğundadır.İlk 22 cm'i onikiparmak bağırsağı adını alır.Koledok kanalı ile karaciğer safra salgısını,virsüng kanalı ile de pankreas sindirimle ilgili enzimlerini onikiparmak bağırsağındaki vater kabarcığına bırakırlar.
İnce bağırsağın iç yüzeyinde villus adı verilen parmak şekilli çıkıntılar yer alır.Villuslar bağırsak iç yüzeyini genişleterek emilim yüzeyini arttırılar.Emilen besinler epitel hücreleri ile villus kılcallarına veya villus lenf kılcallarına verilir.

-Karaciğerin Görevleri:

1.Karaciğer safra sentezler ve koledok kanalı ile oniki parmak bağırsağına aktarır.
2.Zehirli olan amonyağı (NH3) daha az zehirli olan üreye ve zehirsiz olan ürik asite dönüştürür.
3.Kansızlık durumunda alyuvar üretir.
4.A,D,K vitaminlerini depo eder.
5.Zehirli ilaçları ve alkolü parçalar.
6.Proteinlerin gerktiğinde karbonhidrat ve yağa dönüşümünde görev alır.
7.Kan basıncını ve vücut sıcaklığını düzenler.
8.Fazla glikozu glikojene dönüştürerek depo eder.
9.Ömrünü tamamlamış alyuvarları kupfer hücreleriyle parçalar.
10.B12 vitamin üretir,kansızlığı önler.
11.Heparin ve Histamin salgılar.
12.Kana ,pıhtılaşmada görev alan protombin ve fibrinojen salgılar.
13.Lenf yapımını sağlayarak bağışıklıkta görev alır.
14.Akyuvar üretir.
Karaciğer aort ve dalaktan temiz kan alır.İnce bağırsakta emilen besinler, kana geçtikten sonra kapı toplar damarı ile karaciğere gelir.

Pankreasın Görevleri:
Onikiparmak bağırsağına bağlı yaprak şeklinde bir organdır.Pankreas günde 1-1,5lt sindirim özsuyu salgılar.Özsuyun içerisinde amilaz,lipaz,tripsinojen bulunur.Bu sindirim enzimlerini onikiparmak bağırsağının vater kabarcığı denilen bölgesine boşaltır.Langerhans adı verilen özel bölümünde alfa hücrelerinde glukagon,beta hücrelerinde insülin üretir ve kana salgılar.

Kalın Bağırsak:
Kalın bağırsağın iç epitelinde villus bulunmaz,ancak mukus salgılayan goblet hücresi bulunur.
Kalın bağırsakta simbiyotik yaşayan bakteriler B ve K vitamini sentezlerler.Burada su,mineral,B ve K vitaminleri emilir.Kalın bağırsakta fiziksel ve kimyasal sindirim olmaz.

Anüs:
Oluşan sindirim artıkları anüsten atılır.


Canlıların Temel Bileşenleri

Kimyasal yapılarına göre:
İnorganik Moleküller: Su, Mineraller, Asitler,Bazlar ve Tuzlar
Organik Moleküller:Karbonhidratlar,Yağlar,Proteinler, Vitaminler, Nükleik asitler ve ATP
Görevlerine göre:
Enerji Vericiler:Karbonhidratlar,Yağlar,Proteinler,ATP
Yapıcı Onarıcılar:Proteinler,Yağlar,Karbonhidratlar, Vitaminler,Su ve Mineraller

İNORGANİK MOLEKÜLLER
SU:Su iyi bir çözüdür.Tüm canlı yapıların büyük bir kısmı sudan oluşur.Enzimatik reaksiyonların gerçekleşmesi için gereklidir.
MİNERALLER:
Magnezyum (Mg):Bitkilerde klorofil pigmentinin ve bazı enzimlerin yapısında yer alır.
Demir (Fe):Hemoglobin yapısına katılır. Eksikliğinde anemi görülür.
İyot (I):Tiroit bezinin çalışmasında etkilidir.Eksikliğinde guatr hastalığı oluşur.
Kalsiyum (Ca):Kasların kasılmasında etkilidir.Ayrıca kemik ve dişlerin yapısına katılır.Kanın pıhtılaşmasında görev alır.Eksikliğinde kemik ve diş rahatsızlıkları ortaya çıkar.
Fosfor (P):Kemik dişlerin yapısına katılır.
Sodyum (Na),Potasyum (K):Sinirsel iletimde,hücrede asit ve baz dengesinin sağlanmasında,kas faaliyetlerinde görev alır.

ORGANİK MOLEKÜLLER
En çok enerji veren organik bileşikler sırayla:
Yağlar
Karbonhidratlar
Proteinler
Enerji hammaddesi olarak kullanım sırası:
Karbonhidratlar
Yağlar
Proteinler

KARBONHİDRATLAR
-C,H,O elementlerinden oluşurlar.
-Enerji vericidirler.
-Zar ve çeper yapısına katılırlar.
-Üç grupta incelenirler:Monosakkaritler,Disakkaritler, Polisakkaritler


1.MONOSAKKARİTLER
- Karbonhidratların yapıtaşlarıdır.
- Sindirilemeden kana geçerler.
- Glikozit bağı içermezler.
- 3-7 arasında karbona sahip olabilirler.
3C'lu (triozlar):Gliseraldehit,Pirüvik asit,Gliserik asit
5C'lu (pentozlar):Riboz,Deoksiriboz
6C (heksozlar):Glikoz,Fruktoz,Galaktoz
Glikoz:Kan şekeri olarak bilinir.Beynin yakıtıdır.
Fruktoz:Meyve şekeridir.Enerji verici olarak kullanılır.
Galaktoz:Süt şekeridir.hayvanlarda bulunur.


2-DİSAKKARİTLER:
-İki monosakkaritin birleşmesiyle oluşurlar.
-Monosakkaritler birbirlerine glikozit bağlarıyla bağlanırlar.Bu bağ oluşurken su açığa çıkar.
-Sindirildikten sonra kana geçerler.

Önemli disakkaritler ve formülleri:
Glikoz + Glikoz MALTOZ+H2O
Glikoz+ Galaktoz LAKTOZ+H2O
Glikoz+Fruktoz SAKKAROZ +H2O


Maltoz:Arpa şekeridir.Bitkisel kaynaklıdır.
Laktoz:Süt şekeridir.Hayvansal kaynaklıdır.
Sakkaroz:Pancar şekeridir.(çay şekeri) Bitkiseldir.

3-POLİSAKKARİTLER:
-Çok sayıda monosakkaritin glikozit bağıyla bağlanması sonucu oluşurlar.
-Sindirdikten sonra kana geçerler.

Nişasta:Bitkilerin depo maddesidir.Fotosentez sonucu oluşan fazla glikozlar nişasta şeklinde depo edilir.Suda çözünmez.Ayıracı iyottur,mavi renk oluşturur.

Glikojen:Hayvanların depo maddesidir.Fazla alınan glikozlar karaciğer ve kas dokusunda glikojen şeklinde depo edilir.Suda çözünür.Ayıracı iyottur,kahverengi renk oluşturur.

Selüloz:Bitkilerde hücre çeperinin yapısını olşturur.İnsanlar ve hayvanlar selülozu sindiremezler.Otçul hayvanların bağırsaklarında selüloz sindiren bakteriler bulunur.Ancak bu şekilde selülozu sindirebilirler.Suda çözünmez.İyotla boyanmaz.

Kitin:Eklembacaklıların dış iskeletini oluşturur.
Keratin:Sürüngenlerin derilerinde su kaybını engelleyici olarak,ayrıca boynuz, tırnak gibi yapılarda yer alır.

YAĞLAR (Lipidler)
-C,H,O, elementlerinden oluşurlar.Bazılarında P ve N elementleri bulunur.
-Suda çözünmezler.Alkol,eter,aseton,benzen gibi maddelerde çözünürler.
-Yapıtaşları yağ asitleri ve gliserollerdir.
-Yağ asitleri ve gliserol ester bağları ile bağlanırlar.
-En çok enerji veren bileşiktir.
-Yağlar deri altında depo edilerek ısı yalıyımı sağlar ve çarpmalara karşı iç organları korur.
-Yağların yıkımı sonucunda su açığa çıkar.Çölde yaşayan hayvanlar ise depo ettikleri yağ ile su ihtiyacını karşılar.


Basit yağlar:
-Nötral yağ veya trigliseritte denir.
3Yağasidi + 1Gliserol Yağ +3H2O
-Karbonhidratlara göre daha fazla enerji vericidirler.
-Yıkımları zor olduğu için enerji için önclikli karbonhidratlar kullanılırlar.
-Karbonları arasında tek bağ olan yağlara doymuş yağlar denir.Genelde hayvansal kökenlidirler. -Karbonları arasında çift bağ olan yağlara ise doymamiş yağlar denir.Bitkisel yağlar denir.

Bileşik yağlar:
-Fosfolipidler:Yapılarında nötral yağlardan farklı olarak fosfat ve azot bileşikleri bulunur.Fosfo lipidler hücre zarının yapısına katılırlar.
-Glikolipidler:Glikoz ile bağ yapmiş yağlardır.Hücre zarının yapısında yer alırlar.
-Steroitler:Hormonların ve vitaminlerin yapısına katılırlar.
-Yağ Asitleri:Yağların yapıtaşlarındandı.Genelde bileşikler halinde bulunurlar.

PROTEİNLER
-C,H,O, ve N elementlerinden oluşurlar.Bazı proteinlerde kükürt ve proteinde bulunur.
-Yapıcı onarıcı bileşiklerdendir.
-Enerji verici olarakta kullanılırlar.Ancak metabolik faaliyetlerde önemli görevleri olduğu için gerek duyulmadıkça enerji verici olarak kullanılmaz.
-Yapıtaşları aminoasitlerdir.
- Aminoasitler peptit bağları ile birbirlerine bağlanarak proteinleri oluştururlar.
-Çok sayıda aminoasidin bu şekilde birleşmesiyle polipeptidler oluşur.
-Oluşan her peptid bağında bir molekülde su açığa çıkar.Bu nedenle n sayıda aminoasitten oluşan bir proteinin oluşumunda n-1 sayıda su ve yine n-1 asyıda peptid bağı oluşur.
-İhtiyaç olduğunda DNA şifresiyle ribozomlarda sentezlenirler.
-Aminoasitler 20 çeşittir.Bunlardan 8 tanesi temel aminoasit olarak adlandırılır.İnsanlar ve hayvanlar tarafından üretilirken kalan 12 tanesi bitkilerden karşılanır.
-Tüm canlıların proteinleri birbirinden farklıdır.Akrabalarda ise benzerdir.

Proteinlerin farklı oluş nedenleri:
-Aminoasitlerin sıralanışı
-Aminoasitlerin sayısı
-Aminoasitlerin çeşidi
-Aminoasitlerin tekrarlanma sıklığı
-DNA şifresiyle oluşmaları da proteinleri farklı kılar.Çünkü tüm canlıların DNA'ları farklıdır.

Örneğin G A L A T A S A R A Y kelimesini oluşturan her harf bir aminoasit çeşidini ifade ederse;
Bu proteinde kaç tane aminoasit vardır.? (11)
Bu proteinde kaç çeşit aminoasit vardır? (7)
Proteinin oluşumunda kaç molekül su açığa çıkar? (10)
Bu proteinin yapısında kaç molekül peptid bağı vardır? (10)
Bu proteinde en çok tekrarlanan aminoasit hangisidir? (A)

Aminoasitlerin Yapısı:
H
(Amino grubu)NH2 C COOH (Karboksil grubu)
R(Değişken grup)
Aminoasitlerin yapısında bulunan H,NH2,COOH her aminoasitte aynı iken Rdeğişkeni aminoasitlerin farklı olmasını sağlar.Amino grubu asit ortamda baz gibi,karboksil grubu ise bazik ortamda asit gibi davranır.Bu nedenle aminoasitler amfoter özellik gösterir.Proteinleri yapısal proteinler ve düzenleyici proteinler olmak üzere ikiye ayırırız.

a-Yapısal proteinler hücre zarında ve bazı organellerin yapısında yer alır.
b-Düzenleyici proteinler ise enzim ve hormonların yapısını oluşturur.

Proteinlerin yüksek sıcaklıkta yapıları bozulur.Bu yapı bozukluğuna denatürasyon denir.

ENZİMLER
Tepkimelerin başlaması için gerekli olan aktivasyon enerjisini düşürürler.Tepkimeleri hızlandırırlar.Biyolojik katalizörlerdir.
Örneğin
A + B ----> C + D Bu tepkimenin gerçekleşebilmesi için aktivasyon enerjisine ihtiyaç vardır.



A+B
C+D
Özellikleri:
1.Aktivasyon enerjisini düşürürler.
2.Reaksiyonları hızlandırırlar.
3.Enzimlerin etki ettikleri maddelere substrat denir. Enzimler substrarlarına özgüldür.
4.Enzim subsrat arasında anahtar kilit ilişkisi vardır.
5.Enzimlerin subsratlarına bağlandığı kısma aktif bölge denir.
6.Reaksiyonları başlatmaz,başlamış reaksiyonları hızlandırırlar
7.Tepkimelerden değişmeden çıkarlar.
8.B+M C+D+M burada M enzimdir.Reaksiyona girmiş ve değişmeden çıkmıştır.
9.Enzimler tekrar tekrar kullanılabilirler.
10.Genelde tersinir reaksiyonlarda çalışırlar,yani bir reaksiyonun hem yapımını hem de yıkımını sağlarlar.
11.Her enzimin sentezinden bir gen sorumludur.Enzimler protein yapısına sahip olduklarından DNA şifresine göre üretilirler.(Bir gen bir enzim hipotezi)
12.Enzimlerin en iyi çalışabildiği sıcaklık aralığı 35-37 derecedir.Enzimler protein yapısında olduklarından,proteinler gibi yüksek sıcaklıklarda yapıları bozulur.Bu olaya denatürasyon denir.Düşük sıcaklıklarda ise enzimler aktif değildirler,yapıları bozulmaz.
13.Her enzimin optimum ph değeri diğerlerinden farklı olabilir ancak ph=7 yani nötr ortamlarda genelde iyi çalışırlar.
14.Enzimler %15 su miktarının altında çalışamazlar.
15.Substrat yüzeyleri arttıkça tepkime hızıda artar.
16.Ortamda bulunan substrat ve enzim miktarları beraber arttırılırsa tepkime arttırma oranında hızlanır.
17.Ortamda enzim olmasına rağmen yeterli substrat yoksa tepki yavaşlar.
18.Ortamdaki enzim miktarını sabit tutup substrat miktarını arttırırsak tepkime hızı bir süre sonra sabitlenir.Çünkü enzimler belirli hızlarda çalışırlar.


VİTAMİNLER
1.Düzenleyici olarak görev alan organik moleküllerdir.
2.Enerji vermezler.Eksikliklerinde çeşitli hastalıklar oluşur.
3.Sindirime uğramazlar,çünkü küçük moleküllerdir.
4.Hayvan hücrelerinde sentezlenmezler.Besinlerle alınırlar.
İkiye ayrılırlar:
-Suda eriyen vitaminler
-Yağda eriyen vitaminler
A-Suda Eriyen Vitaminler:B ve C vitaminleridir.
B vitamini:
Vitamin B1,Tiyamin:Eksikliğinde Beriberi hastalığı olşur,zayıflama,iştahsızlık,kramplar ve sinir bozuklukları görülür.Biramayası,kepekli gıdalarda ve tohum embriyolarında bulunur.
Vitamin B2,Riboflavin:Eksikliğinde deri de ağız kenarlarında yarılmalar,gözlerde ışığa karşı duyarlılık görülür.Karaciğer,peynir,yumurta ve buğdaygillerde bulunur.
Vitamin B3,Niyasin:Eksikliğinde ishal,zihin bulanıklığı,depresyon,cilt lezyonları (pellegra)görülür.karnabahar,brokoli,havuç,peynir,yumurta,balık,domates,süt,balıkta bulunur.
Vitamin B5,Pantotenik asiteksikliğinde deride yaralar, saç dökülmesi,sinir sistemi bozuklukları gibi belirtiler görülebilir.
Vitamin B6,PridoksinEksikliğinde sinirlilik,uykusuzluk,yorgunluk,mide bulantısı görülür.Maya,pirinç kabuğunda ve yumurta sarında bulunur.
Vitamin B7,Biyotin.Eksikliğinde kuru ve pullaşan deri ,solgunluk, iştahsızlık,kas ağrıları kolayca kopan, kırılan saçlar, saç dökülmesi, kellik görülür.
Vitamin B9,Folik asit (Gebelikte kullanımı önemlidir.)Eksikliğinde kansızlık meydana gelir.
Vitamin B12 Siyanokobalamin.Eksikliğinde pernisiyöz anemi meydana gelir.Süt,yumurta,karaciğer ve balık yağnda bulunur.

C Vitamini: