22 Ekim 2007 Pazartesi

Bal Arılarında Savunma Stratejileri

Japonya'daki eşek arıları, Avrupa'dan getirilen bal arıları için tam bir düşmandır. Yağma için bir kovana saldıran 30 eşek arısı, üç saat içinde tam 30.000 bal arısını öldürebilir. Ancak buna karşılık yerli bal arıları mükemmel bir savunma mekanizmasına sahip olarak yaratılmıştır.

Bir eşek arısı, yeni bir arı kolonisi keşfettiğinde, bunu diğer hemcinslerine duyurmak için özel bir koku salgılar. Kokuyu bal arıları da algıladığından, kovanı savunmak üzere hemen girişe toplanmaya başlarlar. Bir eşek arısı yaklaştığında, 500 kadar bal arısı havalanıp hemen eşek arısının etrafını sarar. Bedenlerini hızla titreştirmeye başlarlar ve bu, arıların vücut ısılarının artmasına neden olur. Bu esnada eşek arısı adeta bir fırında pişiriliyormuşçasına ısınır ve sonunda ölür. Bu türden bir saldırının ısıya duyarlı filmle çekilmiş fotoğrafında, görünen beyaz bölgelerdeki sıcaklık 50 oC'ye kadar çıkmaktadır. Bal arılarının dayanabildiği bu sıcaklık, eşek arıları için ölüm demektir.


Bal arılarının savunma silahı iğneleridir. Ama bunun yetersiz kaldığı zamanlarda vücut ısıların kullanarak düşmanlarını öldürürler. Kovana saldıran bir eşek arısının etrafına toplanan arılar, onu yaydıkları ısı ile kavurarak öldürürler. Isıya duyarlı kameralarla çekilen yandaki fotoğraftaki kırmızı bölgeler, ısının 50 derecenin üzerine çıktığı yerleri göstermektedir.

kaynak:popüler bilgi

Mekanik Tuzaklar

GENLİSİA






Genlisianın tuzağı, hayvan bağırsağına benzer. Toprak altında dallanmış olan yaprakları, içi boş borular şeklindedir. Topraktan çekilen su bu borularda ilerler.
Boruların uçlarındaki yarıklarda, bitkinin içine doğru yönelmiş
bir akıntı vardır. Bu akıntı, bitkinin içinde su pompalayan tüycüklerden
kaynaklanır.
Su içindeki böcekler ve diğer organizmalar, akıntı nedeniyle
boruların uçlarındaki yarıklardan içeri doğru sürüklenir. Bu sürüklenme boyunca geçtikleri her yer uçları aşağıya bakan kalın ve sert tüylerle kaplıdır.

Tüycükler de birer sübap gibi iş görerek, böceği bitkinin içine
doğru iten ikinci bir etki meydana getirirler. Kurban içerilere doğru
ilerledikçe bir dizi öldürücü sindirim beziyle karşı karşıya gelir. Sonunda da
Genlisianın besini olmaktan kurtulamaz.


TORBA OTUNUN DOKUNMATİK TUZAĞI

Bilim dünyasında 'Utricularia' adıyla bilinen torbaotu bir su bitkisidir.

Torbaotunun kese biçimindeki kapanlarınında üç tip salgı bezi bulunur: Bunlardan ilki olan küresel salgı bezleri, kapanın dış yüzünde yer alır.

Diğer iki tip salgı bezi, yani "dört kollu salgı bezleri" ve "iki kollu salgıbezleri" ise kapanın iç yüzünde yer alır. Bu farklı salgı bezleri, çok ilginç bir tuzağı aşamalı olarak çalıştırır.

Öncelikle iç yüzeydeki salgı bezleri devreye girer. Bu bezlerin üzerindeki tüyler, suyu torbaotunun dışına doğru pompalar. Böylelikle torbaotunun içinde, önemli bir boşluk meydana gelir.

Bu boşluğun ağzında ise, deniz suyunun tekrar içeri girmesini engelleyen bir kapan vardır. Bu kapanın üzerinde bulunan tüyler ise, dokunmaya karşı oldukça duyarlıdır.

Sudaki bir böcek veya organizma bu tüylere değecek olursa, kapan hızla açılır. Doğal olarak da içi boş olan torbaotuna doğru ani bir su akımı oluşur.

Bu akıntıya kapılan kurban daha ne olduğunu anlamadan kapan kapanır. Saniyenin binde biri kadar kısa süren bu olaydan hemen sonra da, salgı bezleri içeride hapsolan avı sindirmek üzere salgı üretmeye başlar.




Torba otunun kesiti ve kapanın işleyişi:

1- Av kapanın tetik tüylerine dokunuyor, 2- Kapan anında açılıp hayvan
içeri çekiliyor 3- Kapı kurbanın üzerine kapanıyor.
kaynak:popüler bilgi

Sigaranın Zararları Saymakla Bitermi?


Sigaranın Zararları
-Sigara her nefeste 50 bin hücrenin ölümüne sebep olur. Beyinde felç, ileri yaşta bunama (alzheimer) görülür.
-Sigara içen insanların derileri, içmeyenlere oranla çok daha erken yasta kırışmaya başlıyor.Sigara, damarların daralmasına neden oluyor.Damarların daralması ise besin ve oksijen akışını azaltıyor. Bu nedenle deri, parlaklığını kaybediyor. Esnekliğini kaybeden kılcal damarlar ise derinin çabuk zarar görmesine neden oluyor.
-Sigara, kadınlarda düşüğe neden oluyor. Sigara içen kadınlarda düşük ihtimalinin daha fazla olduğu belirtiliyor. Sigaradan rahim ve yumurtalıkta kısırlık, çocuk düşürme, sakat ve eksik doğum, erken menopoz, rahim kanseri gibi tehlikeler oluşur.
-Sigaranın ana maddesi nikotin, vücudumuzdaki hassas noktalarda lekelere neden oluyor. Dişler, sigaradan en çok zarar gören yerlerden biri. Sadece rengini sarartmakla kalmıyor, ayni zamanda vaktinden önce bozulmasına da neden oluyor.
-Dişler kirli ve pis görünümlü olmakla beraber, dişeti hastalıkları baş gösterebilir.
-Ellerde, parmaklarda sararma, tırnaklarda, zayıflama görülür.
-Vücutta, yorgunluk, uykusuzluk, ruhsal gerilim, stres, performans düşüklüğü, reflekslerde azalma oluşur. Organizmamızın ürettiği antioksidanların büyük bir kısmı, sigara tarafından tüketiliyor.
-Sigara dumanı, sadece içen için değil, etraftakiler için de zararlı, içe çekilen dumanla, havada uçuşan duman arasında, herhangi bir zarar farkı yok. Dumanlı ortamlarda, gözlerinizin yandığını hissetmişsinizdir. İşte bu, vücudumuzun en hassas noktası gözler, sigaraya karşı alarm veriyor demek! Sigara dumanı, zamanla gözlerin parlaklığını kaybetmesine neden oluyor ve gözün beyaz tabakası gittikçe sari ve kirli bir renk alıyor. Ayrıca sigaradan gözlerde katarakt ve ileri yaşta körlük meydana gelebilir.
-Sigara, ayni zamanda ses tellerine ve ses ahengine de zarar veriyor. Gırtlak ve nefes borusunda iltihaplanma, ses tellerinin zarar göstermesinden başka kansere yakalanma ihtimali fazlalaşır.
-Sigara selülit oluşumu nedenlerinden biri. Dolaşım sistemindeki bozukluk, sıvı akimini durduruyor ve metabolizmayı yavaşlatıyor. Maalesef bütün bunlar, selülitlerin çoğalmasını destekliyor.
-Hamileliğinde sigara içen hanımların bebekleri %10-15 eksik kilolu doğdukları gibi zeka eksiklikleri de görülür.
-Sigarayı içe çekmek için yapılan dudak hareketi, hassas olan bu bölgede kırışıklıklar meydana getiriyor. Ağız ve yutakta tat alma eksikliği başlar ve kanser riski artar.
-Dünyada her yıl ortalama 4 milyon, günde 11 bin, her 8 saniyede de 1 kişi, sigara nedeniyle yaşamını yitiriyor. Sigaranın zararları saymakla bitmiyor.
http://guzellikvebakim.blogcu.com

Kalbin Yapısı

Solunum Sistemi

02 Ekim 2007 Salı

Biyolojik Ayıraçlar

Ayıraçlar ÖSS-OKS biyoloji sorularında zaman zaman küçük bir bilgi olarak karşımıza çıkabiliyor.
1. Fenol Kırmızısı asitlerle sarı,bazlarla pembe renk verir.
Örn:Soda,CO2'li su,yağasitleri,aminoasitler asidik özellikte olduklarından fenol kırmızısı ile sarı renk oluşturur.
Onikiparmak özütü bazik özellikte olduğundan fenol kırmızısı ile pembe renk oluşturur.
2. Fehling (Benedic):Glikozun ayıracıdır.Glikozlu ortamda tuğla kırmızısı renk verir.
3. Biüret:Proteinin ayıracıdır.Mor renk verir.
4. Nitrikasit:Proteinin ayıracıdır.Sarı renk verir.
5. İyot (Lügol):Nişastanın ayıracıdır.Mor renk verir.
6. Sudan III boyası:Yağın ayıracıdır.Pembe renk verir.(Yağ çözücüler benzen, benzin, tiner, aseton, eter, alkol)
Ayrıca kağıtta saydam bir leke oluşturduğu için kağıtta yağın ayıracıdır.
7. Kireç suyu: Asitlerle tepkime vermez.Herhangi bir değişiklik olmaz.

Kireç suyu CO2'li su(soda) ile tepkimeye girer. Bulanarak beyaz çökelek oluşturur.
Ca(OH)2 + CO2 --->CaCO3 +H2O
8. CO2:Kireç suyu CO2 ile tepkimeye girer ve bulanır.Bu nedenle kireç suyu da karbondioksitin ayıracıdır.
Solunum sonucu karbondioksit veririz.Eğer kireç suyuna üflersek bulanır.

9. Ba(OH)2,KOH: Bu bileşikler ortamdaki CO2'yi tutarlar.
10. Turnusol kağıdı:Asitlerle kırmızı,bazlarla mavi renk oluşturur.
11. Kongo kırmızısı:Asitlerle mavi, bazlarla kırmızı renk oluşturur.
12.Oksijen:Yakıcı bir gaz olduğu için kor halindeki kibritin parçalanmasını sağlar.

01 Ekim 2007 Pazartesi

Zehirli Yılanlar